İzlenecek Prompt Seti Nasıl Kurulur? Sorgu Seçme Rehberi
Prompt takibi neden rastgele sorularla yapılmaz?
AI görünürlüğünü ölçmeye karar veren herkesin ilk yaptığı şey aşağı yukarı aynı: ChatGPT'yi açıp markasını sormak. "En iyi proje yönetim aracı hangisi?" Cevapta kendini görürse sevinç, görmezse panik. Sonra aynı soruyu bir daha soruyor, cevap değişiyor, kafa karışıyor ve iş orada kalıyor.
Sorun soruyu sormak değil; hangi soruları, kaç tane ve hangi mantıkla sorduğunuz. Prompt takibi dediğimiz iş aslında bir ölçüm düzeneği kurmak. Düzeneğin kalitesi de tamamen sorgu setinin kalitesine bağlı. Yanlış sorularla kurulmuş bir set size ya sahte bir rahatlık verir ("her sorguda çıkıyoruz, harikayız") ya da gereksiz bir alarm ("hiçbir yerde yokuz, bittik"). İkisi de karar aldırmaz, ikisi de zaman kaybıdır.
Şöyle düşünün: Google çağında sıralama takibi yaparken de anahtar kelime listesi rastgele kurulmazdı. Arama hacmi, niyet, dönüşüm potansiyeli tartılırdı. AI görünürlük sorguları için de aynı disiplin gerekiyor; sadece kriterler biraz değişti. Arama hacmi verisi yok, onun yerine "gerçek bir müşteri bunu bir sohbet botuna böyle sorar mı" sorusu var. Bu yazıda o setin nasıl kurulacağını, kaç sorgunun yeterli olduğunu ve setin ne sıklıkla elden geçirileceğini anlatacağım. AI görünürlüğünün ne olduğuna ve neden ölçülmesi gerektiğine daha sıfırdan bakmak isterseniz önce AI görünürlük rehberi yazısına uğrayın; burada o zeminin üstüne inşa edeceğiz.
AI görünürlük sorgularında niyet karışımı — dört sorgu tipi
İyi bir set tek tip sorudan oluşmaz. Müşteriniz satın alma yolculuğunun farklı noktalarında farklı sorular soruyor ve modeller her soru tipinde farklı kaynaklara yaslanıyor. Ben setleri dört niyet grubuna bölerek kuruyorum.
Birincisi, "en iyi" sorguları. "Küçük ekipler için en iyi CRM", "hassas cilde en iyi güneş kremi" gibi. Bunlar setin bel kemiği çünkü ticari niyet en yüksek burada; model bir kısa liste kuruyor ve o listede olmak doğrudan müşteri demek. Setin yaklaşık yarısını bu tip oluşturabilir.
İkincisi, karşılaştırma sorguları. "X mi Y mi", "X'in alternatifleri neler" gibi. Varsayımsal bir örnek vereyim: muhasebe yazılımı satıyorsunuz ve pazarın bilinen oyuncusu var. "O araç yerine ne kullanabilirim" sorusu sizin için "en iyi muhasebe yazılımı" sorusundan daha değerli olabilir, çünkü soruyu soran kişi zaten değiştirmeye karar vermiş. Rakip isimlerini sorgulara koymaktan çekinmeyin; model sizi rakibinizin alternatifi olarak anıyor mu, bunu ancak böyle görürsünüz.
Üçüncüsü, sorun öncelikli sorgular. Müşteri her zaman ürün kategorisinin adını bilmez; derdini anlatır. "Faturalarımı takip etmekte zorlanıyorum, ne yapabilirim" diyen kişi muhasebe yazılımı aradığını henüz bilmiyor. Bu sorgularda görünmek zordur ama kıymetlidir: model sizi çözüm olarak anıyorsa, kategori bilinirliğinin ötesine geçmişsiniz demektir. Sete birkaç tane mutlaka koyun; bunlar aynı zamanda içerik fikri madenidir.
Dördüncüsü, marka kontrol sorguları. "X güvenilir mi", "X hakkında yorumlar nasıl", "X'in fiyatlandırması nasıl çalışıyor" gibi doğrudan markanızı soran sorular. Burada amaç listeye girmek değil; model sizden bahsederken doğru mu bahsediyor, onu görmek. Eski fiyat, kapatılmış özellik, yanlış konumlandırma... Modelin sizin hakkınızda anlattığı hikayeyi düzenli kontrol etmeyen markalar, o hikaye yanlış gittiğinde aylarca fark etmiyor.
Dördü arasındaki dağılım sektöre göre oynar ama kaba bir başlangıç şöyle olabilir: yarısı "en iyi" tipi, dörtte biri karşılaştırma, kalan çeyrek sorun öncelikli ve marka kontrolü arasında bölüşülür. Setinizde bu dört tipten biri hiç yoksa, kör noktanız var demektir.
Bir de dil ve yerellik boyutu var, Türkiye'den çalışan markalar için es geçilmeyecek bir boyut. Müşterileriniz modele Türkçe soruyorsa set Türkçe kurulmalı; ama hem Türkçe hem İngilizce hizmet veren bir markaysanız iki dilde ayrı alt setler tutun, çünkü modellerin iki dildeki cevapları çoğu zaman bambaşka kaynaklardan besleniyor. Türkçe sorguda görünür olup İngilizce sorguda hiç anılmamak — ya da tam tersi — son derece olağan ve iki tabloyu tek sette karıştırırsanız ikisini de göremezsiniz.
Kaç sorgu yeter, kaçı fazla?
Kısa cevap: çoğu marka için yirmi ile kırk arası sorgu fazlasıyla yeter. Uzun cevap biraz daha ilginç.
Az sorgu neden sorun, oradan başlayayım. Modellerin cevapları sorgudan sorguya ve günden güne oynuyor; beş sorguluk bir sette tek bir cevabın değişmesi metriğinizi yüzde yirmi sallar. Böyle bir seride sinyal ile gürültüyü ayıramazsınız. "Bu hafta görünürlüğümüz düştü" cümlesini kurabilmek için, tek tek cevapların oynaklığını yutacak kadar geniş bir taban gerekir.
Peki neden yüzlerce sorgu değil? Birincisi maliyet: her sorgu her motorda düzenli çalışacak, bunun bir faturası var. İkincisi ve bence daha önemlisi, dikkat bütçesi. İki yüz sorguluk bir raporu kimse okumuyor. Kırk sorguluk, her biri bilinçli seçilmiş bir set ise haftalık on beş dakikada taranıyor ve her satırı bir anlam taşıyor. Ölçümün amacı veri biriktirmek değil, karar aldırmak. "Bu sorguda üç haftadır kaybediyoruz, şu içeriği güncelleyelim" diyebiliyorsanız set çalışıyor demektir.
Sayının yanına bir de ölçüm disiplini notu düşeyim, çünkü set ne kadar iyi olursa olsun okuma alışkanlığı yanlışsa boşa gidiyor. Aynı sorgu aynı motora farklı günlerde farklı cevaplar verdirebilir; bu bir hata değil, bu sistemlerin doğası. O yüzden tek bir günün fotoğrafına asla karar bağlamayın. Doğru birim, sorgu başına tek cevap değil, zamana yayılmış cevap serisidir: "bu sorguda son dört haftanın kaçında anıldık" sorusu, "bugün anıldık mı" sorusundan çok daha sağlam bir zemin. Motorlar arasında da ayrı okuyun; ChatGPT'de güçlü, Gemini'de görünmez olmak yaygın bir tablo ve iki motorun ortalamasını almak ikisindeki gerçeği de gizler.
Birden fazla ürün hattınız veya pazarınız varsa sayı doğal olarak büyür, ama o zaman da tek dev set yerine hat başına ayrı küçük setler kurmanızı öneririm. Her setin kendi içinde niyet karışımını koruması, toplam sayının büyümesinden daha önemli. Setin motorlar arasındaki performansını tek bir orana indirmek isterseniz, bu işin yerleşik metriği olan AI anılma payı kavramına da bakın; sorgu seti o metriğin paydasını oluşturur, yani setiniz çarpıksa payınız da çarpık çıkar.
Gösteriş sorgularından kaçının
Gelelim işin itiraf kısmına. Herkesin sete koymak istediği bir sorgu tipi var: markanın zaten kazandığı sorgular. "En iyi X aracı" sorgusunda dördüncü sıradasınız, üç rakip önünüzde; onun yerine sete "en iyi Türkçe destekli, KOBİ odaklı, entegrasyonu bol X aracı" yazıyorsunuz çünkü orada birincisiniz. Rapor yeşil, herkes mutlu.
Ben bunlara gösteriş sorgusu diyorum ve bir setin en sinsi hastalığı bunlar. Sinsi, çünkü teker teker bakınca her biri savunulabilir görünüyor: "ama bizim hedef kitlemiz tam da bu." Belki. Ama dürüst test şu: bu cümleyi gerçek bir müşteri, sizin varlığınızdan habersizken, bir sohbet botuna bu haliyle yazar mı? Kimsenin sormadığı bir soruda birinci olmak, kimsenin geçmediği sokakta tabela asmaya benzer.
Gösteriş sorgusunun tersi de var: kazanılması imkansız sorgular. Kurulalı bir yıl olmuş bir e-ticaret sitesinin "en iyi online alışveriş sitesi" sorgusunu izlemesi de setin israfı; o sorguda on yıl boyunca dev pazaryerleri çıkacak. Setin omurgası, "bugün kaybettiğimiz ama gerçekçi bir çabayla kazanabileceğimiz" sorgulardan kurulur. Kırmızı görmeye tahammül edemeyen bir set, ölçüm aleti değil moral panosudur.
Pratik bir tavsiye: seti kurarken sorguları siz yazmayın, önce müşterilerinizden toplayın. Satış ekibine gelen sorular, destek kayıtları, forumlarda kategorinizle ilgili açılan başlıklar... Oradaki dil sizin pazarlama dilinizden farklıdır ve modele sorulan gerçek sorular da o dile benzer, sizinkine değil.
Prompt setini tazeleme temposu — ne zaman, ne kadar?
Set kuruldu, izleme başladı. Kritik soru şu: bu set ne kadar süre sabit kalmalı?
Burada iki uçta iki hata var. Birinci hata seti hiç değiştirmemek: altı ay önce kurduğunuz set, o günden beri çıkan yeni rakibi, kapattığınız ürünü, değişen müşteri dilini bilmiyor. İkinci hata sürekli değiştirmek: her hafta sorgu ekleyip çıkaran bir ekip, trend çizgisini kendi eliyle kırıyor. Ölçümün değeri süreklilikten gelir; sorguyu değiştirdiğiniz an o sorgunun geçmişiyle bugününü karşılaştırma şansınız biter.
Benim önerdiğim tempo şu: çekirdek sete dokunmadan üç ayda bir gözden geçirme. Gözden geçirmede üç soru sorun. Bir: hiç oynamayan sorgu var mı? Altı aydır hep kazandığınız veya hep kaybettiğiniz, hiçbir kararı tetiklememiş bir sorgu yer işgal ediyor olabilir. İki: pazarda set kurulduğunda olmayan ne var? Yeni rakip, yeni ürün kategorisi, müşterilerin yeni yeni sormaya başladığı bir soru kalıbı. Üç: iş tarafında ne değişti? Yeni pazar, yeni fiyatlandırma, yeni hedef segment sete yansımalı.
Değişikliği yaparken de toptan yıkım yerine kademeli değişim: bir seferde setin küçük bir bölümünü değiştirin, çekirdek sorguları yıllarca sabit tutun. O çekirdek, sizin uzun vadeli trend çizginiz; gerisi esneyebilir.
Son bir not: sıfırdan başlıyorsanız ilk seti kurmak gözünüzde büyümesin. Mükemmel set diye bir şey yok; üç ay sonra zaten elden geçireceksiniz. Önemli olan niyet karışımı doğru, dürüst ve yönetilebilir boyda bir ilk versiyonla başlamak. Müşterilerinizin sorabileceği soruları kategorinizden otomatik türetmek için soru yelpazesi aracını ücretsiz kullanabilirsiniz; çıkan listeyi bu yazıdaki dört niyet süzgecinden geçirin, elinizde izlemeye değer bir ilk set olur.
Bu, tam AI görünürlük ölçüm rehberindeki sekiz metrikten biri.
Kavram yeniyse prompt takibinin ne olduğuyla başla.